THY Beş Yıldızlı Olacak, Hedef Holdingleşmek
Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil, Türkiye’de havacılık sektöründe büyümenin devam edeceğini söylüyor. THY’nin hedefini beş yıldızlı global bir havacılık şirketi olarak açıklayan Kotil, bunun için 2004’ten itibaren bir strateji oluşturulduğunu anlatıyor.
Yeni bir marka yaratma konusunda henüz somut adım atılmadığını söyleyen Kotil, özel havayolu şirketlerine ise "Biz özel bir şirketiz. Kimsenin bize ’Piyasadan çık da para kazanayım’ dememesi gerekiyor" mesajını veriyor.
Türk Hava Yolları’nda hızlı bir büyüme dönemi yaşandı. Yolcu sayısı ve hatlar açısından durum ne?
2003 yılı boyunca şirketin ana stratejisine ilişkin bir plan hazırlandı. Bu plan 2004’te uygulamaya konuldu. Bunun en önemli ayağı uçak alımıydı. 59 uçaktan 30’u geldi. Büyüme tabii ki yalnızca uçak alımıyla olmuyor. Diğer projelerimiz başladı. Büyümeye paralel olarak insan kaynağı temini, global reklam politikaları gibi şirketin uluslararası arenada prestijini yükseltme planımız vardı. Yolcu sayısını 10 milyondan 18 milyona çıkardık. Hedefimiz 25 milyon. Yurtdışında 24 yeni hat açtık. Yeni hatların doluluk oranı yüzde 50. Önümüzdeki yıllarda yeni hatlar gelecek. Eleştirilen Yemen San’a’ya Haziran doluluk oranı yüzde 31.9. Dünyanın 103 noktasına uçuş yapıyoruz. Şu anda Avrupa’daki büyük havayolları, genelde küçülme trendi içerisinde. Biz büyümek istiyoruz. Afrika’ya daha çok uçarız. ABD ve Kanada görüşmeleri var. Çin ve Uzakdoğu’dan çok memnunuz.
Büyürken insan kaynakları açısından sıkıntılar yaşadınız. Personel açısından ne durumdasınız şimdi?
Servis sektörü olunca insan kaynağı çok önemli. Yolcumuzun güven ve huzur içinde uçması gerekiyor. Aynı zamanda verimli çalışmamız da gerekiyor. Bu nedenle insan kaynakları açısından ihtiyaç duyulan yerlerde doğru bir politika oluşturulması şart. Bir uçakta ilk akla gelen kokpit, kabin, trafik memurudur. Teknik uçağın uçurulması kadar önemlidir. Call center önemlidir. Kokpit ve kabin 2005-2006 Haziran aylarını karşılaştırdığımızda yüzde 21 büyüdü. Pilot sayılarımız 2003’te 640’tı 1170’e çıktı. Kabinde ise bin 800’lerden 2 bin 680’e geldik. Call center’da 200 çalışan vardı, 500’e çıktı. Operasyon olan birimlerde büyüme, olmayan bölümlerde küçülme oldu. Daha az personel kullanıyoruz, bu da bize fiyatları ucuzlatmak için imkân veriyor.
Türk Hava Yolları, rötarlar, personel seçimi gibi konularda eleştiri bombardımanına tutuldu. İmam hatipli personel, telsizden ezan okunması gibi. Eleman seçerken neleri gözetiyorsunuz?
THY’nin toplam 12.272 çalışanı var. İmam hatipli personel sayısı sadece 24. Personel çok iyi dil bilmek zorunda. Dil imtihanını üniversitelere yaptırıyoruz, objektif olmak istiyoruz. Bu yıl Marmara Üniversitesi yaptı. Psikometri testleri yapılıyor. Bunları da şirketlere yaptırıyoruz. Ondan sonra mülakat yapıyoruz. THY Türkiye’de en profesyonel şirketlerden biri. Bu üçünün ortalaması alınıyor. Bu alımlar tümüyle objektif. Aksini beklememeliyiz. Personel buraya bir günlüğüne gelmiyor, 20 yıllığına geliyor. Personel seçimi çok katılımcı bir şekilde oluyor. İlgili müdürler katılıyor. Ayrıca personel büyümesini kokpit, kabin gibi müşteriyi rahatlatacak alanlarda yapıyoruz, ofislerde ise azaltıyoruz. Aslında bu, yorumlara cevap veriyor. Siyasi düşünceyle alım yapsak bu personelin artması gerekiyordu.
Türkiye’de havacılık çok hızlı bir şekilde büyüyor. Hızlı büyüdüğü zaman da sıkıntılar doğuyor. Yorulunca bir platoya gelirsin, dinlenirsin. Ama Türk havacılığı platoda değil şu anda. Çıkıştayız. Bizler kurumsal olarak bu zorlukları yaşıyoruz ama bunun altından kalkacak gücümüz, bilgimiz, kültürümüz ve ekonomik gücümüz var. Diğer özel havayolları da güzel büyüdüler. Hatta sayısal olarak büyümeleri THY’den fazla. Durumlarının iyi olması gerekiyor. Biz halka açık bir şirket olduğumuz için her şeyi açıklıkla söylüyoruz. Diğer arkadaşların durumlarını bilmiyorum.
Havacılık hızlı büyüdü ama sektörde bazı sıkıntılar ortaya çıkmaya başladı. Örneğin Fly Air iç hat uçuşlarını durdurdu. Bunun nedenini de THY’nin politikalarına bağladı.
İç hatlar ekonomik olarak zor. Petrol fiyatları önemli, 20 dolardan 60 dolara çıktı. Ama petrol fiyatları bir şirketin en büyük gideri değil. Yegâne gideri de değil. Havacılıkta aslında şöyle bir kural var: Dönen nakit çok büyük. Kârlar çok küçük. Hassas hesap yapmazsanız, belli bir dönemde zarara giriyorsunuz. Fly Air neden iç hatlardan çekildi bilmiyorum. Ama THY’den kaynaklanması mümkün değil. Çünkü biz iç hatlarda belli bir kapasite sunuyoruz. Belli bir bilet fiyatı sunuyoruz. Sunduğumuz kapasite çok aşırı değil, bilet fiyatlarımız da çok düşük değil. Diğerleri ucuz mu? bilmiyorum ama bizim fiyatlarımız satabileceğimiz bir fiyattır. Halkın da belirli bir güveni var. Yolcu portföyümüz oluşuyor. Ama bizim asıl ağırlığımız yurtdışıdır. Orada ciddi büyüdük, büyümeye devam ediyoruz. Yeni hatlar açtık, onları pratik olarak tutturduk. Yeni hatlar açılacak.
Özel havayolu şirketleri "Kamu kurumu olan THY’nin rekabete girmesinden rahatsızız" diyor. Aynı hatlarda uçulmasından mı kaynaklanıyor rahatsızlık?
Aynı hatlar bir sinerji oluyor. "Aynı hatlarda uçmasın" demek "Tekelleşmek istiyorum" demektir. Böyle bir niyetimiz yok. Biz tekellikten buraya geldik. Artık kamu değil özel sektörüz. Diyelim İstanbul’dan Diyarbakır’a uçuyoruz. Her gün uçuyoruz. Sabah benle gitsin akşam onla dönsün. Ama ikimiz de aynı saatte uçuyorsak, o bir sinerji değil rekabet oluyor. Bizim şu andaki uçtuğumuz hatlardaki saatlerimiz yıllardan beri aynı saatler. Değişen bir şey yok. Şirketlerin içlerini bilmiyorum. Biz 26 şehre uçuyoruz. 27 şehirle ağ oluşturuyoruz. Yeni hattımız yok. Önemli olan uçuşları iyi planlamak. İki uçak arka arkaya kalkıyorsa doğru değil.
Özel havayolu şirketlerinin THY’ye bir başka eleştirisi ise THY-2 markasıyla yeni bir şirketle iç hatlara girme planı. Düşük maliyetli bu şirketle ucuz fiyatlı uçuşlar yapılacağı, bunun da rekabeti şiddetlendireceği iddia ediliyor.
Bu haberleri biz çıkarmadık. Evet bizim böyle bir yönetim kurulu kararımız var. Ama bu karar alınalı bir yıl oldu. Bunu uygulamaya koyma konusunda tabii ki sürekli çalışmalar var. Stratejiler geliştiriyoruz. İkinci markayı ne zaman yaparız, ne zaman devreye koyarız, bu konularda verilmiş bir yönetim kurulu kararımız yok henüz. Ön çalışma olduğu için isim de belli değil. O haberler doğru değil. Lufthansa, Air France, British Airways. Hangi havayolunu ele alırsanız alın, her birinin bir düşük giderli alt şirketi var. German Wing, City Line gibi. Bunlar arasında çok başarılı olanları var, başarısız olanları var. Bu sihirli bir değnek değil aslında. Gider portföyünü iyi düzenleyemezsen, zarar edersin. Global arayışta biz de böyle bir karar verdik. Teknik de ayrı şirket oldu. İçimizden başka şirketler de çıkar. Şimdi ikram şirketi de kuruyoruz. Bizim ikinci markayı böyle algılamamızda yarar var. Ama önceliğimiz değil.
İkramda neden şirket kurdunuz? İhalede ortaya çıkan sonuç mu etkili oldu yoksa böyle bir kararınız zaten var mıydı?
Bize, "Bu kadar özelleşirken neden şirket kuruyorsunuz?" diye soruyorlar. Öncelikle biz özel bir şirketiz. Özel şirket, özel şirket kuruyor aslında. Kamu olsaydık böyle bir şirket kurmamız garipsenebilirdi. Yapılan şu: Merkezim olan İstanbul’da ikramı kendimin de içinde olduğum yeni bir oluşumla yapacağım. Bu yeni oluşumun çok iddialı olmasını planlıyoruz. Kalite olarak, konsept olarak ve belki de fiyat olarak iddialı olacak. İkram dışarıda olduğunda çok dar kontratlarla servise bağlı oluyorsunuz. Başta böyle bir kararımız yoktu. İkramın zor bir konu olduğunu biliyoruz. 2004’ün son çeyreğinde çalışmaları başlatıldı. Bugünkü kontratın bitmesine bir yıl kala 2006 başında ihaleye çıktık. İki firma katıldı. Teklifler çok yüksekti. Teknik olarak tekrarladık. Tek firma geldi. Yönetim kurulu parametreleri değerlendirdi, kendisi girmeye karar verdi.
Ortağı nasıl belirlediniz? Yenilikler ne olacak?
Potansiyel ortak kim olabilir ?diye baktık. Do&Co gözüküyor şimdilik. Ön imzalar atıldı. Şirket sözleşmesi kurulacak. Singapur Havayolları bu metodu kullanıyor. Net maddi yararlar olacak. Do&Co önemli bir firma. Yolcuyu enterese eden konu ise kalitede bir artış bekliyoruz. Çünkü THY’nin ürün kalitesini artırmak istiyoruz. Bir numara olmak istiyoruz. Do&Co’dan yalnızca ikram değil konsept de bekliyoruz. 4 yıldır kâr edebiliyoruz. Dolayısıyla ikramı keserek kâr etme yoluna gitmeyeceğiz.
THY başka şirket düşünüyor mu?
Aslında daha önce düşündüğümüz şirketler de vardı. 1998’den gelen planlarımız var. Biz global bir şirket olacağız. Onlar nasıl yapıyorsa biz de öyle yapacağız. THY aslında holding yapısına gidiyor. Bunu çok açık görüyorsunuz. Diğerleri bunu yapmışlar, tüm rakip şirketler yapmış. Üç kademe şirketleşme. Biz daha birinci kademeyi bitiremedik. Katma değeri önemli olan her konuda biz olmak istiyoruz. Yaklaşımımız aslında her şeyi yapan bir THY değil. Hantallıktan uzaklaşan, sağlam köprüden yürüyen kararlar alıyoruz.
Bu politikalarınızı uygularken Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’la bir sürtüşmeniz var mı? Öyle iddialar var çünkü...
Bunlar doğru değil. Ulaştırma, Ulaştırma Bakanlığı’ndan sorulur. Ayrıca Türkiye’de havacılığın gelişmesinde Sayın bakanın rolü çok büyük. Uçuşta liberalleşme sayın bakanımızın katkısıyla 29 Ekim’de başlamıştı. Plaket vereceğiz. Bu politika THY’ye çok yaradı. İç piyasada rakipsiz olmamız çok kötüydü. Rekabet bizi çalışmaya zorladı. Ona teşekkür ediyoruz. Ayrıca sıcak temastayız.
Bilet fiyatları daha düşer mi?
Türkiye’de havacılık katlanarak büyüyecek. Doğu-batı arasında uçak seferleri çok artacak. Çünkü coğrafya bunu getiriyor. Havacılık geliştikçe kazalar da azalıyor. Kapatmayı düşündüğümüz hat yok. THY girdiği işten çıkmaz. Türkiye’de nereye el atsanız iş çıkıyor. Havaalanları da çok hızlı gelişiyor. Ayrıca iç hatlarda çok kocaman paralar harcamıyoruz. Yeterince doluluklar yakalanabilirse bilet fiyatları çok daha aşağı düşebilir. İnsanlar düşük ücretli bilet alabilmek için daha planlı oluyor. Uçakla gitmeye daha güven duyuyorlar. Bilet fiyatlarımız ortalama 100 lira civarında. Ekonomik olarak büyümeye devam ettikçe bilet fiyatlarını da aşağı doğru çekmeye devam ediyoruz.
Dünyanın en büyük havayolu ittifak gruplarından Star Alliance’ye dahil oldunuz. Air Canada, Lufthansa gibi büyük 18 üyesi var.
Bu proje filmdeki son kareydi. Muazzam bir yarar getirdi. Çok daha global olduk. Tabii biz 18 şirketin uçtuğu 700 noktaya uçmayacağız ama bu noktalardaki bankolarda diğer firmalarla birlikte logomuz olacak. Reklamda gözükmüş olacağız. Planlar başlatılacak. Yolcumuz İstanbul’dan seyahate başlayarak 700 noktaya uçabilecek. Ortaklarımızın yolcuları için de aynı. Dolayısıyla büyük bir sinerji doğacak.
Nasıl bir sinerji doğacak?
Örneğin biz Sudan’dan Hartum’a haftada üç sefer yapıyoruz. Lufthansa da aynı yere uçuyor. Bu ittifak sayesinde aynı gün aynı saatte uçmuyorsunuz. Böylece ben 6 kez uçmuş oluyorum. Frankfurt bağlantısıyla salı ben gidiyorum, o gitmiyor. Çarşamba ben gitmiyorum o götürüyor. Böylece sinerji doğuyor. Ticari olarak bir ortaklık değil operasyonel bir ortaklık. Müşteri de isterse millerini bizde kullanıyor isterse başka bir noktaya uçuşta. Esneklik geliyor. Bu sayede çok global hareket ediyoruz. Gerçekten filmin son karesi. Globalleşmede son noktaya çıkıyoruz. Aslında Türkiye’de de bir Allinance’a ihtiyaç var.
Kaynak: Referans Gazetesi
habere tıkla


del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorum Yaz